Mr. Erdoğan

...or: How I Learned to Stop Worrying and Accept the Referendum

Darbeden yaklaşık beş ay sonra, 10 Aralık 2016'da AKP ve MHP milletvekilleri anayasa tekliflerini sundular. Darbeden sonra kısmı önemli, çünkü AKP'nin kazanacağından emin olmadığı bir noktada referandum ortaya koyacağını kesinlikle düşünmüyorum. Hayır veren kişiler olarak yapmanız gereken şey bu duruma Erdoğan'ın açısından bakmak.

Erdoğan 2001'den beri Türkiye'de sonuçlandırılan hiçbir seçimi kaybetmedi. Cemil Çiçek başkanlık sistemini 2005'te önerdiğinden beri Erdoğan bu sistemi destekledi ve aklının bir köşesinde tuttu. Şimdi, siz Erdoğan'ın yerinde olsaydınız, 2029'a kadar ülkedeki mutlak güçler birliğine sahip olmak için elinizden gelen her şeyi yapmaz mıydınız?

Erdoğan'ın partisi akıllıca kendini Türkiye'nin kritik noktalarına yerleştirdi, ve bu mutlak kontrolü gerçekleştirmek için en doğru zamanı bularak referandumu başlattı. Darbe sonrası Batı'nın, FETÖ'nün, ve "yanlış" İslam'ın karşısında toplanan Türk milletinin vatanseverliğini ve kahraman kompleksini istismar edebilecek pozisyondaki AKP bu referandumun Evet oyuyla geçebileceğinden emin olmasaydı bu referandumu halk oyuna koyar mıydı?

Darbenin tiyatro olup olmaması pek de önemli değil. Sonucunda oluşan hafiften korkak, ama darbeye karşı zaferinden dolayı da azıcık da cesur Türkiye'nin üçte biri yeni kahraman Erdoğan önüne ne koysa kabul edecek kıvama zaten gelmişti. Emin olmayan o kalan yüzde yirmiyi de toparlamak yirmi tane mitingle, gençlik kolları beyin yıkamasıyla, ve halka destek adı altında rüşvetle halledilemeyecek iş değil.

Hile diye ağlamak ne kadar doğru ondan da emin değilim. Şu anda Twitter'da, Facebook'ta paylaşılan videoları ve fotoğrafları bundan önceki hangi seçimde görmedik? Elbette bu hilekarlığın adil olduğu anlamına gelmez, ama bu çabaların ne kadar etkili olduğunu da sorgulamak lazım. Hem Evet, hem de Hayır tarafından gönüllü sandık görevlileri yapabildikleri her şeyi yaptı. İki taraf arasında olay çıkmadan Hayır kazanmak için neredeyse yüzde ikiden fazla oyun Hayır'a kayması lazımdı ki %50 barajı bariz bir farkla geçilsin. Bunun için gerekli miktar geçerli 48,920,216 oyun yüzde ikisi olarak toplamda 978,404 oy oluyor; yuvarlayıp bir milyon diyelim.

Bu kadar oyun arkasından ağlamak yerine CHP daha iyi bir Hayır kampanyası üzerinde çalışılmış olsaydı, alnımızın akıyla Hayır çıkartabilmek daha mantıklı olmaz mıydı? "Geleceğim İçin Hayır" posterlerinin ve tişörtlerinin Evet oyu vermeye ikna edilmiş insanlar üzerinde etkili olmasını beklemek ne kadar akıllıca, emin değilim.

Sabırlı bir zamanlama, lidersiz bir millet, ve zayıf bir muhalefet teslisinin bir araya geldiği yerde bu referandumun başarısız olması aslında o kadar da şaşırtıcı değil.

Bence Evet veya Hayır arasındaki asıl fark Evet oyu veren Erdoğan yobaz kitlenin kendine olan güveninin Evet çıkınca daha da fazla olmasıdır. Erdoğan'ın ve AKP'nin B planı olmadığını sanmıyorum; eğer Hayır çıksaydı AKP birkaç aylığına maskara olurdu, mizah dergilerinin kapağında o şaşkın Erdoğan karikatürlerini görürdük. Fakat sonrasında, AKP başka bir anayasa teklifiyle, başka bir referandumla, başka bir aldatmayla Erdoğan'ı Aksaray Tahtı'nda tutmayı başarırdı. Hayır verenler de şimdi olacağı gibi vatan haini damgasıyla hayatlarını devam ettirirdi.

Maalesef, 2001'den beri inşa edilen Erdoğan Türkiye'si, hedefimiz olan temeli güçlü, laik, ve demokratik bir Türkiye Cumhuriyeti'ne dönüşme olanağımızın başını bağladı; referandumun sonucu Hayır da olsa bu gerçeklikle yaşamak zorunda kalacaktık.

Gezi gibi dünya basınında yankılar uyandıran muazzam bir protestonun Türkiye'de bir maceradan öteye gidememiş olması benim gelecekten beklentilerimi zaten yok etmişti. Şimdi de bir daha asla umutlanamamaktan korkuyorum.

— Evrim Öztamur at Mon, 17 April 2017 11:02:29 GMT from Amsterdam, NL